Ara
29

SİVAS KATİLLERİNİ BULUNUZ=DEVLET:

 

 

SİVAS KATİLLERİNİN AVUKATLARI ŞİMDİ NEREDE

SİVAS KATİLLERİNİN AVUKATLARI ŞİMDİ NEREDE

09.12.2011 04:04

 -Deniz Feneri Derneği yönetimi bu nedenle mi yargılanmıyor?

-Cafer Erçakmak aslında Sivas’ta mı yaşıyordu?

-Müebbet hükümlü Vahit Kaynar’ın Polonya’dan iadesi neden sağlanmadı?

-Deniz Feneri Derneği, Sivas’taki evlerinde yaşadığı ortaya çıkan katillere ayni ve nakdi yardım etti mi?

-Dava, neden bitirilmiyor; kaçak hükümlü ve zanlılar için zamanaşımı mı uygulanacak?

-Katillerle dayanışma içinde olan İslami örgütler hangileri?

Aşağıda vereceğim listeyle bütün bu sorular yanıtlanmakta ve AKP zihniye tini, Deniz Feneri Derneğinden, İHH’ye, Mazlum-Der’e değin çok sayı da legal-illegal örgütün, sonradan AKP’de bir araya gelen avukatlarla birlikte katliamın hamiliğini, katillerin koruyuculuğunu üstlendikleri açıkça ve ibret le görülmektedir.  Bu kirlilikten sonra, artık müebbet hükümlüsü “Vahit Ka ynar’ın Polonya’dan iadesi neden sağlanmadı; sanıklar Cafer Erçak mak, Sadettin ve Ali Temiz kardeşler, aslında Sivas’ta yaşıyorlarken, neden yakalanmadılar; katliam sanığı ve hükümlülerinin ailelerine Deniz Feneri Derneği ayni ve nakdi yardım etti mi” dememize hiç gerek kalmadı  Dava, neden bitirilmiyor; kaçak, hükümlü ve zanlılar için za manaşımı mı uygulanacak” da demeyeceğim. 2002 yılında, hakkında ara ma kararı çıkartılan İhsan Çakmak’ı, bu süre içinde İstanbul Beledi yesi Ulaşım A.Ş`de gişe memuru olarak çalıştırdığınızı, ‘İstanbul Büyük şe hir Belediyesi’ni soymakla’ suçlanan Serdar Kepenek’in, Sivas Katil lerinden Yalçın Kepenek`in kardeşi olduğunu; devletin, makamların, bele diyelerin ülkenin bütün varlıklarının, bunlara neden peşkeş çekildiğini, Karacaahmet Dergahı cemevini yıkmak için neden bu kadar hevesli olduğu nuzu da sormayacağım.  Bakan Faruk Çelik ve Vali Ali Kolat’ın, Madımak Oteline astığı listeyi kastederek; “yahu bu katilin, şehitlerimizin isimleri içinde ne işi var” da demeyeceğim.  Çünkü yararı yok! Böyle safiyane sorular sorarak, kendimi aptal yerine koy mayacağım. Belli ki, sadece sen (!) değil, bilcümle hepiniz, o katillerle bütün leşmişsiniz. Alman devleti, Solingen’de yurttaşımızın evini ve çocuklarını ya kan Neonazi katilin ismini, mağdurlarla aynı listeye mi yazdı? Anladım; dev let bitmiş! Hukuk, adalet, insan hakları, eşitlik… Geçelim bunları.

Kıramadığınız tek mevzii kaldı: Alevilerin birliği; demokrat, laik, Ata türkçü, çağdaş yurttaşlarla dayanışmamız, sinirlerini bozuyor. Habire buraya vurmanın nedeni o… Ah şu birliğimizi dağıtıp, İdris Bitlisi-Yavuz Selim ikilisi gibi, Anadolu’yu mezbahaya çevirseydiniz?

Yeri gelmişken, bir cümleyle bu ikilinin ittifakına bakalım: bakalım çünkü “tarih tekerrürden ibarettir” denilir. İdris-i Bitlisinin, kendi yazdığı “Selim Şah-Name” adlı kitapta anlattığına göre, Yavuz Selim, İdris Bitlisi ve diğer Kürt beylerine, “memleketin sınırını bu inançsızlardan temizlemek için ön ce komutan ve idarecilere itaat edilmesi” gereken bir emir gönderir. “İnançsız taifeye bağlı olanların isimleri araştırılıp; gençler ile yaşlıların ta mamı, teferruatlı olarak kaydedip (40 bin kişi) padişaha bildirilir.” Yavuz; “hepsinin katledilmesini” emreder. Bitlisi bu olayı şöyle kaydeder; “Sulta nın Edirne’de bulunduğu o kış, Rumeli ve Anadolu’da kadın, çocuk ve kadınların ceninlerinden başka o cemaatten (Alevilerden) hiç kimse hayatta kalmadı.  Yavuz ve Bitlisi işbirliğine ne dersiniz? Nazlı Ilıcak köşesinde, Tayyip Erdoğan’a, tüylerimizi ürperten “bu işbirliğini örnek almasını” öneriyor da…

GELELİM DERSİM’E  Erdoğan, Dersimlilerden özür diliyormuş! Dersimi bı rak Dersimi, sen Sivas’a bak! Senin izin orada… Şu aşağıdaki listenin ne an lama geldiği gayet açık değil mi? Bu liste ortadayken ve sen, devletin bü tün olanaklarını kullanarak, bu gerçeğin üstünü örterken, sana inanan ların ak lına yanarım.  Şairin dediği gibi, bunca şeyden sonra özür mözür de istemi yorum hani, kalsın!  Aklından geçenlerin farkında olmamak için aptal olmak gerek… Kürt Alevi-Türk Alevi” diyerek, Alevileri de bölseydin; böl tabi; böl ki sırtımızdan inmeyesin! Enayiyiz ya; üç kuruşa satılırız ya… Bekle bakalım; cebine üç kuruş koyarak ekranlara saldığın kekliklerden başka, daha kaç kişiyi kandıracaksın?  Sağdan da soldan da saysan beş kişi olan ve nesli ne ihanet eden bu keklikler, öyle meşgullerki, Fethullah ve Erdoğan kredili tv’lerden fırsat bulup evlerine gidemiyorlarmış.   Niye bu kadar kıymete bindik” diye kendilerine soruyorlardır elbet…  AKP’yle al takke ver külah eden, bu çok “zeki,” hem de “sosyalist” arkadaşlar, Sivas katliamının perde gerisinde duran, aşağıdaki listeyi-koalisyonu görürlerse, Osmanlı döneminden buyana Alevi-Bektaşilerin katline ferman verenlerin adresini görürler mi?.. Sanmam… Bu arkadaşları, Başbakanın, İskilipli Hocaya, Yavuz Selim’e, Ebu Suud’a, Bülent Arınç’ın Derviş Mehmet’e sahip çık ması da etkilemediğine göre, başka hiçbir şey etkilemez… 

İşte o harita ve adreslerden biri…

SİVAS KATİLLERİNİ SAVUNAN VE SONRA AKP’Lİ OLAN AVUKATLAR:

1.   Av. Ahmet Özer, Refah Partisi 1998 yılı Konya-Meram Bel. Bşk. V.

2.   Av. Ali Aşlık, AKP İzmir eski İl Bşk.

3.   Av. Ali Bulut, AKP Maraş Mv. TBMM Anayasa Kom. Üyesi;

4.   Av. B. Ali Dönmez, N. Erbakan’ın kayıp trilyon davasının avukatı

5.   Av. Bedrettin İskender, AKP Ümraniye Belediye Bşk. Adayı;

6.   Av. Burhanettin Çoban, AKP Afyon Bel. Bşk. Adayı;

7.   Av. Bülent Tüfekçi, AKP Malatya İl Bşk;

8.   Av. Celal Mümtaz Akıncı- AKP oylarıyla Anayasa Mah. Üyesi;

9.   Av. Ekrem Bedir, Sakarya AKP Hendek Bel. Mec. Üyesi;

10. Av. Eyüb Karagülle, İst. Saadet Partisi Eski İlçe Bşk.

11. Av. Faik Işık, Başbakan Erdoğan ve Süleyman Mercümek’in avukatı;

12. Av. Faruk Gökkuş, İst. AKP, Kâğıthane Bel. Bşk. Aday adayı;

13. Av. Ferruh Aslan, İst. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü;

14. Av. Fuat Sağıroğlu, Sultanbeyli Belediye Başkanı Yahya Karakaya ve N. Erbakan’ın “kayıp trilyon” davasının sanığı Süleyman Mercümek’in avukatı;

15. Av. Halil Ürün, RP Kayıp trilyon davası sanığı, AKP, 2008 Yılı Afyon Bel. Bşk. Adayı;

16. Av. Hasan Hüseyin Palan, AKP İst. İl Disiplin Kurulu Üyesi;

17. Av. Hayati Yazıcı- AKP Hükümetinde bakan;

18. Av. Haydar Kemal Kurt, AKP Isparta Mv;

19. Av. Hurşit Bıyık, AKP Trabzon İl Bşk. Yrd. Mv. Adayı;

20. Av. İbrahim Hakkı Aşkar, 22. Dönem AKP, Afyon Mv;

21. Av. İbrahim Kök, AKP Elazığ Mv. Aday Adayı;

22. Av. İsmail Aydos Ankara, Saadet Partisi GİK Üyesi;

23. Av. M. Ali Bulut, AKP Maraş Mv. TBMM Anayasa Kom. Üyesi;

24. Av. M. Nedim Taylan, AKP Adıyaman;

25. Av. Mehmet Akıncı, Refah Parti Pendik Belediye Başkan Yardımcısı;

26. Av. Mehmet Cihan, İst. SP Bağcılar Belediye Başkan Adayı;

27. Av. Mevlüt Uysal, AKP İstanbul Başakşehir Bel. Başkanı;

28. Av. Nevzat Er, AKP Eminönü Eski Bel. Bşk;

29. Av. Ramazan acar, Saadet Parti Malatya Merkez İlçe Bşk;

30. Av. Reşat Yazak – Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi;

31. Av. Suat Altınsoy, AKP Konya İl Bşk. Yrd.;

32. Av. Süleyman Boyalı, HAS Parti Konya, Meram İlçe Bşk.;

33. Av. Şevket Kazan – Eski RP Milletvekili, Adalet Bakanı;

34. Av. Tayfun Karali, İst. Büyükşehir Bel. Darülaceze Md.;

35. Av. Yakup Özbek, İst. HAS Parti Büyükşehir Mec. Üyesi;

36. Av. Zeyid Aslan, AKP Tokat Mv. Başbakan Erdoğan’ın eski avukatı;

SİVAS KATİLLERİNİ SAVUNAN VE DERNEK YÖNETİMİNDEKİ AVUKATLAR:

1.         Av. Mehmet Cengiz, İst. Deniz Feneri Der. Gnl. Başkanı;

2.         Av. M. Halit Çelik, İzmir MAZLUMDER Eski Genel Başkanı;

3.         Av. Hamza Akbulut, İst. İlim Yayma Cemiyeti Gnl. Bşk.; 

4.         Av. Hüsnü Yazgan, İslami Hareket Örgütü Merkez heyeti Üyesi;

5.         Av. Haluk Can, Sakarya, İlim ve Hikmet Kültür Vakfı Bşk. Başörtüsü sözcüsü;

6.         Av. Cihan Baykara Denizli Sahte Peygamber Evrenesoğlu’nun Avukatı;

7.         Av. Şeref Dursun, Sivas Umut Operasyonu sanığı;

8.         Av. Şemsettin Petek, İst. Çağrı Grubu Bşk. Adayı;

9.         Av. Nihat Osmanoğlu, İzmir, İst. Mazlumder Üyesi;

10.       Av. Kamil Uğur Yaralı, İst. Hukukçular Derneği Bşk.;

11.       Av. Kadir Hikmet Beyazıt, Mazlum-Der Kayseri Şube Bşk.;

12.       Av. Emin Atalay, İst. İKRA Der. Bşk. İHH Avukatı;

13.       Av. Avni Yazıcıoğlu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun amcaoğlu;

14.       Av. Yasin Şamlı, Hukukçular Der. Gnl. Sek.

Murtaza Demir

Odatv.com

Ara
16

Cemvakfı ve prof. izzettin Doğan.

 

Cemvakfı ve prof. izzettin Doğan.

Cem vakfı Başkanı İ. Doğan Dede,nin koordinatörü Alişan Hızlı tarafından 11.02.2007, de Berlinde düzenlemiş olduğu birlik (cemi) adı altında bir Düğün salonunda toplandılar. Yapılan Cem Alevı- kızılbaş ların ıbadetin adıdır, yapılan yerede Cemevı adını taşır. Bugüne kadar bu isimlerin hepsi geçmişten bu günekadar sakıncalı ve yasak olan bu isimlere inancakatli vaçiptır, malı helaldır, fetvaları çıkaran Ebu sufyan,lar Ebu suudlar, Müftü hamzalar değilmi.? Bunlarada emiri veren eli kanlı yavuz selimler değilmi? Dağılan O zihniyetin devamı ve kanımızla canımızla kurduğumuz Cumhurıyet, tede ayni zihniyet devam etmektedir.

Cumhuriyetin kuruluşunda en büyük destsği veren Alevilerdi hiç deredütsuz askere gidenvergisini ödiyen bu ülkeye hizmet veren kızılbaş aleviler değilmi. Buna karşılık Cümhuriyetdönemi boyunca ne verdi bize. Sadece katliamlar gözyaşi yok etme politikalarını bize uygulamaktan, ezmekten sömürmekten başka ne yaptı, bunun açıktan görünen güzel bir örneği gösterebilirmisınız.?

Cemvakfının adı (cümhürıyetçi eğitim vakfıdır) bunun Cemevi, ile hiçbir alakası yoktur sadece inancına sadık dürüst temiz insanlarımızın orda toplanarak ibadetlerini yapmaktadır.

Bu insanlarımızın değerlerini bu amaçla kulanmaktadırlar (Türk islam sentezi) bu siyasipolitik çalışmalarda en çok Alevileri yani Zaza halkını asimile etmektir, Türkleştirme politikasını uygulamaktır. Bunu MHP yapamadı ancak bunu izettin Doğan Dede olarak bir misyon yükliyelim bunları Türkleştirelim başka bir alternatifimiz yoktur.

Sayin İ.Doğan Almanyadaki ve Avrupa Alevi Birlikleri Fedarasiyonuna karşi ayni politik çalışmarı sürdürmek istedi Avrupadaki insanlarımızın tutarlılığından dolayi hayat bulmadı ama İzettin Doğan Dede yinede bu kurumlarımızı yok etmekiçin uğraşacaktır. Biz buna izinvermiyeçeğiz. Çünkü artık düşmani başka yerde değil içimizde aramak ve bulmaktır dışımızdaki düşmanlar zaten bellidir. Bunların detayina girmeden kısa açık örneklerle açıklamak isterim.

Cemvakfı çok iyi bilmektedirki osmanlının 1150 yılından başliyan aydınlanma dönemi 1450 li,lere kadar sürdü. Bu aydınlanma süreçinde en büyük destek veren ve osmanlıya başdanışmanlık yapan kurum Pirimiz Bektaşi Velidir ve onun kurduğu bektaşi ocaklarıdır, ışıktayfası ve kızılbaşlardır. Bu ocaklardan destür alan ve akıl danışan osmanlı 1420 lerden sonraBektaşiler, kızılbaşlar Aleviler için, şüanda 55 tane fetva bulunmaktadır Devlet arşivinde bubelgelerin içinde,de nelerin yazılı olduğunuda çok iyi bilmektesiniz.

Bu belgeler Devlet arşivinde mevcuttür 15.yy da kızılbaş, Alevi, Bektaşileri nasıl kırımdan geçirdiklerinide biliyorsunuz. Yavuz selimlerin çaldıran savaşında bazi kürt beylerini yanına alarak başta Şehy mevlana idrisi bitlisi olmak üzere bir anlaşmalarivardır bunların, Amasya

Anlaşması 1514 yılında anlaşmanın içeriği şü Safavi Devletini ortadan kaldırmaktı. Bununda amacı varolan mevcut sistemde kızılbaşları ortadan kaldırmaktır. Sistemde yerini alan ve kendi kimliğinin üzerinde oturan Şey mevlana idrisi bitlisi oldu diğer taraftan katledilen Türkmenler ve kızılbaşlar oldu bu konuyu Şerefhan şerefname kürdistan tarıhınden netbilgi edine bilirsiniz. Davasına inanan insanlarımız açısında bu örnekler bence yeterlidır.

Yavuz selim bu protokolu yaparken kendi başına bunun hakından gelemiyeçeğini anlamişti bu fermanı uygulamaya koyabilmesi için kürt beylerine ihtiyacı olduğunu anlamiş bunu başarması içinde ne gerekli imişse yapılmiştir. Mısır seferi içinde yine ayni taktiği uygulamiş ve başarılıda olmuştur. Yine adana antep diyarbakır süriye boylarındaki yerleşim kızılbaş ve türkmen bektaşileri kılıçtan geçiriyorlar, yani bir meydan muharebesi oluyor. Cemal şener bir Türk şövenisti oldğu halde aynen şunu yaziyor her iki taraftanda 500 yüzerbin kişi katledildi ve yavuz mısıra gider orda bir törenle Hilafet Hırkasını büyük bir kutlama şenliklerle giyer. Anadoluya büyük zaferlerle döner.

Dönüşünde,de buna Anadoluda çok mühteşem büyük törenler hazırlarlar. Mısır anlaşması gereğince İran, Anadolu, Irak ve sürye bölgelerindeki kızılbaşların temizlenmesi şartını koşuyor yavuzda bu şartı olduğu gibi kabul ediyor yani hilafetin hırkası için. Anadoluda çok canlar katledildi bunlar Anadolunun yerli halklari idi bunların suç lari gerçekten alevi olmalarıydi. Bunlar bügün kalkıyorlar Avrupada örgütlenmiş Alevi kuruluşlara karşi örgütlenmeye çalişiyor, daha doğrusu bitirmek istiyor. Bu zihniyete asla yer verilmiyecektır. Bunlara karşi çok çidi çalışmar yürütülmelidir. Alevi kuruluşları bu ırkcı ve şeriatcı düşüncelere fırsat vermemelidir.

Cem vakfı genelbaşkanı bunları çok iyi biliyor. Şimdiise onun sahip çıktıği cumhuriyete bakalım. 1920 de koçgiri ayaklanmasını durmak için mahküm olan laz Topal osman ”Atatürkede süikast girişiminde,de bulunmuştu ve onu hapse mahküm eder” Topal osman Atatürke haber yollar beni serbest bıraksın ben bu olayın hakında gelirim ibari ğzerine Atatürk kabuleder Topal osman içerden dışardan 500 kişilik suvari alayi kurar Sivas ve Erzincan arasında çatışmaya girer halk bunu geç farkına varır ama çok geç kalınmış artık bir çok insanlarımız katledilir. Bunun nedeni şü devlet bunda başarılı olamiyor ve katil mahkümlardan birkuvet çıkarır.

Cemvakfı genel başkanı izzettin doğan ve beraberindeki Alevi kızılbaş düşmanlarinı yanına alarak Almanyada Cem vakfı adına cem yaptıracak. Bukadar utanmasızca bir davranış olamaz. Hangi cemimizde katıller başköşede oturtulmuş Alevi kanı eline bulaşmiş biri nasılolurda cemlerde başköşede yeri ayrılır birde bu zavallı halkımızda çok saftır tanımadan etmeden cemdır diye hep katılıyorlar. Lütfen artık biraz bilinçlenmeniz ve uyanık olmalısınız buna dur diyelim burda bir Alevi kuruluşu vardır bunlardan soralım bunedir bundan kimin haberi vardır bunu yapanlar kimlerdir ve kime hizmet ediyorlar ondan sonra bir kararverilir ya gidersin Yada gitmezsin kararını o zaman verirsin.

1925 Şehy Sait isyanı bastırılır bır çok insan öldürüldü ve 50 kadar insanda idam edildi birçok köyde sürgüne gönderdiler.1937-38-Dersim kanunu özel bir kanun çıkartarak meçliste onu uygulamaya koydular bu kanun ve bu teklıf 1926 da ismet inönü ve Atatürk ber aber yaparlar. O zaman inönü Dersim çevresinde 6 ay kalır Elazığ, Bingöl, Erzincan,dabu 6 ay zarfında herşeyi rapor eder Atatürke verir buranın islahi söz konusu bölgede bir ikiaşiret düzeyinde kavgalar sözkonusu olur başda devlete karşı hiç birzaman suc işlemiş herhangi bir olay olmamıştır. Bu 37-38-katliamını bu insanlarımız hak etmemştir ve Devlet burda genç ıhtiyar çocuk demeden hunharca insanlarımızı katletmiştır bun adu soykırımdır.

sayın izzettin Doğan bunlar senin insanlarındır diyeçektim ama sen bizden olmadığın içindemiyeceğim. Böyle zalimçe, iğrenççe bir soy kırım Almanyada Yahudilere Faşist Hitler tarafından yapıldı. Yani Faşizmin hakim oldığu Almanya,sında naziler tarafından hunharca gaz odalarında hamamlarda gaz verme fırınlarda yakmalar bunun emsali görülmemiş bir katliamdır.

Alman faşizmi 27 ocak 1945 de AUSSCHVİTZ toplama kamplarında vede kurşunlara dizerek yoketti.

Aynı zihniyet faşist Devlet yönetiçileri tarafından Dersimde uygulandı bunu başta bombalamayla başladı ”Atatürkün manevi kızı sabihagökçen” sabiha gökçen kendi anıları kitabında yazılı. Geri kalanları sürgünlere kayıplara gönderdi yani kardeşlerden birini edirneye birinide hakariye gönderiyorlardı biri birilerinden haberleri yoktur bu anlamda kayıplara gönderdiler bundan başka önemli olan kültür katliamı soy kırımla beraber kültürüde yok ettiler bunun adıda ”kültür katliamıdır”

1946 -48 de Almanyada Nurnberde toplu Faşist Nazi duruşmalarından sonra Uluslar arasıalınan bu kararların ardından bucanice yapılan katliamların bir soykırım olduğunu kabul ettiler.

Sayin izzetin Doğan Dede,de uluslar arası hukuk profesörüdür sormazlarmı sivastan ardahana kadar katliamlar yapılıyr zaza halkın üzerınden buna neden sesiniz çıkmiyor.

Çok isterdim böyle bir hukukcunun ağzından bu yapılanlar sokırımdır bunu uluslar arası areneya götürürüm açıklarım, buna bile cesaret edemiyen biri geliyor avrupa alevi federasiyonun burnu dibinde vakıf açaçak. Bence cem vakfı kendini aklamalıdır Alevi toplumundan özür dilemelidir. Ondansonrada devletin bu toplumdan özür dilemelidir.

Almanya,da ilk olarak Villi bırand polanlardan özür diledi ve gerekenleri yaptı başkada gelen geçen hükümetler de Yahudilerden özür diledi ve tazminat haklarını ödemeye başladı.

Şimdi türk devletide yillardan beri katliam ve soykırımlarından özürdilemeli ve bugüne kadar verdiği zararların tazminatınıda ödemelidır.

Sayin cem vakfı genel başkanı izzettin doğan eğer siz gerçek bir hukukcu olsaydınız kendi halkın davasına sahip cıkardın. Böyle biri olsaydın bu sorunlar çoktan haledilmiş olacaktı. Maalesef sizin bu tutumlarınızdan dolayi herşeyi alehimize çevirdiniz bundan utanmalısınız. Orta doğu zaza halkı kendi ayakları üzerinde durmaya devamedecektir.

Senin o katliamcı soykırımcı Devletin desteğini alarak Alevileri bitirmek için uğraşiyorsun ama bunlar nafile çabalardır. Alevilerin fiziki olarak ve kültürel olarak yoketmeye çalışsanızda biz halk olarak alnımız açık dimdik ayaktayiz asla namertlere boyun eğmiyeceğiz. Biz halkız hergün doğan güneşgibi dağların ufkundan yeniden doğarız.

Siz cemvakfı hergün azar azar can çekişerek yok olmaya mahkümsunuz.

Tarihi sizleri mutlaka bir gün yargılayacaktır.

Sizin toplantılarınıza katıldım bazi konuşmaların anlamsızlığını acıklayim ” Bu gemi Ehli Beyt gemisidir bunu batırmiyalım batarsa hepimizin batması demektir” Bende size şöyle diyeyim kaçtane gemi batarsa batsın mutlaka bu yola sahip çıkacak birileri kurtulacak bu yolu sürdüreçektir. Bu yol asla ve asla sahipsiz kalmiyacaktır.

Cemvakfı olarak senelerden beri örtülü ödeneklerden para alarak çıkarlar sağlamaktasınız bu bizim alınterimizdir nasıl boğazınızdan geçer hani hellallıkvardı, haram yemiyeçektik ne oldu (yolumuza ) burdada anlaşıliyorki sizler bu yolu bozmaya çalışiyorsunuz.

DÜNYA EHLİ BEYT VAKFI Başkanı sayin Fermani Altun,a ne demeliyiz. Bunların biri birilerinden farkı yoktur. Fermani beyde Anadolu Alevilerini götürüp Şiilere bağlıyor sanki onlarla göbek bağımız varmiş, onlar zaten seni kabul etmiyorlar sen nasıl oluyorda kendini zorla onlara yamamaya çalışiyorsun, onlarla hangi konularda benzerliğimiz vardır, bundan herhangi bir konuda örnek verebilirmisiniz.

Onların inanç biçimi, ibadet biçimi, yaşam biçimi farklı bizim farklı dağlarkadar fark vardır siz hangi farkı kapatmaya çalışiyorsunuz.

Asırlardan beri onlarla yani İran ve Arap şeriatçi zihniyete karşi sürekli şavaştık ve onlarki hep bizi katlettiler halende devam etmektedir bunlar gizli ve açık olanlardır, bunlar siyasi olarak yapılmaktadır.

Ancak laik Türkiye Çümhüriyeti  Devleti bu maskeyi indirmek zorundadır.

Bunlar her geçen gün şeriat,a doğru adım adım ilerlemektedir ve sizlerde buna ayak uydurarak Ehlibeyt vakfı adı altında Alevileri onların kuyruğuna takıyorsunuz. Sizin bugüne kadar

Alevi Toplumuna ne faydanız olmuştur? Herhangi bir sosyal, siyasal, politk, kültürel bir faaliyetiniz olmuşmudur Alevice, o şii, şeriatçi anlayışınızdan hariç, onuda zaten Alevice görmüyoruz.

Onu yaparkende Alevileri yani Aleviliği asimile etmekiçin yapiyorsunuz. Hiçbirzaman  Alevi etkinliklerine katlmadınız hep karşı durdunuz. Halende devam etmektesınız.Yapılan katliamları herhalde görmüyorsunuz kusurabakma ama artık o at gözlüklerinizide çıkarın birazda etrafınıza bakın bakında neler oluyor bitiyor görünüz .

 

Eki
17

Varto’lu Kadınların Altın Portakal Film Festivali Basarısı !!!

Altın Portakal’a Varto’lu Kadınlar damga vurdu ! Genel Teması “Ve Kadın Dünyaya dokundu” olan, 48. Altın Portakal yarışında Varto’lu sanatçılar Devin Özgür ÇINAR ( En iyi Kadın oyuncu), Sabite KAYA ise ( En iyi Belgesel Film) dalında ödül alarak damgalarını vurdular… Devin Özgür Çınar’ın oynadığı film “en iyi film” kategorisinde de Altın portakal’a layık görüldü. Bir çok sanatçının ödül töreni esnasında oldukça çarpıcı konuşmalar yaptığı 48. Altın Portakal film festivali uzun yıllar konuşulacak gibi. Bu yıl 1979 ve 1980 ‘ de 12 Eylül Darbesi nedeniyle verilemeyen ödüllerin de verilmesi nedeniyle festivalin “geç gelen altın portakal” bölümü de oldukça ilgi gördü. İşte Altın Portakal’dan konuyla ilgili derlediğimiz haberimizin ayrıntıları; Ödül töreninde bir konuşma yapan “Meş – Yürüyüş filminin yönetmeni Selamo; “Kürtçe film yaptığımız için festivalde kendimizi öteki gibi hissettik. Zira basın tarafından sansürlendik. Bu yılki festivalde sansürlenen filmlere ödüller verildi, biz de 12 Eylül dönemine tokat atmak istedik. Bu ülkede 30 yıldır bir savaş var. Yıllardır bu ülkede Kürtlerin dili ve müzikleri yasaklandı, asimile edildi. Şimdi bunlar kabul ediliyor, ne yazık ki 30 yıl önce bunu kabul edebilseydik her şey farklı olurdu. Beraber yasamak aşk gibidir. Birbirimizi ötekileştirmeden kardeşçe yaşamak istiyoruz. Tek bir damla kanın dökülmemesi için, kardeşçe barış içinde yaşayabilmek için sanatçıların bu güçlerini kullanmasını diliyorum. Bugün sanat için burada buluştuk. Bir gün de Diyarbakır’da barış için buluşalım.” diyerek festivalin çarpıcı konuşmalarından birisini gerçekleştirdi.

Varto’lu sanat emekçimiz Devin özgür çınar da kısa bir konuşma yaparak ödülünü “ötekiler adına” aldığını belirtti, Çınar ““Bu ödülü bu ülkede kendini öteki olarak hisseden ve hissettirilen herkes adına alıyorum.” dedi.

Eki
16

Faşizm çok ayıp birşeydir

Sayın Özkök, benim Ahmet Kaya’ya yaptıklarınızı ‘kalleşlik’ olarak nitelememe hislenmişsiniz İsmimi anıp anmama kararsızlığınız sürerken birdenbire ‘Süreyya Kardeş’iniz oluvermişim Bana, medyada daha büyük bir iktidarım olsa ne tür manşetler atacağımı sormuşsunuz Sorunuzun cevabı yazımın başlığındadır
Curzio Malaparte
Sayın Özkök, size, aslen İtalyan olan bir gazeteciden bahsetmek istiyorum Gazetecinin adı Curzio Malaparte
Gençliğinde faşist partiye üye olmuş fakat insanlığı ağır basınca yazıları sansürlenmiş, ev hapsine alınmış, sürgün edilmiştir Bu girişin kalanını oku »

Ağu
21

ALEVİ TOPLUMU GELEÇEĞİNİ BELİRLE..

Alevi Toplumu.

Değerli canlar özülerek, burada sizlerle, 23/ 12/ 2007,de ARD,de saat 20,15, de

Tatort Polisiye dizide konu olan bir Alevi aileile şeriatçi damadı oynandı. Burdan

Alman,ve Alman ya Medya (HUKUKUNU ) şiddetle kınıyor ve protesto ediyorum. Aleviler

olarak bu çirkin iğr renç provakasiyon oyunlara dur dememiz gerekiyor.

Bizler sustukca onlar üzerimize üzerimize geliyorlar. Başta Avrupa, nın Almanya,sı olmaküzere Adaletini,Demokrasi,sini,İnsan hak ve özgürlüklerini rencide eden anlayişini

gerçekten gözler ününe sermiş olmaktadır. Bundan sonrada Demokrasi,den Hukuk,tan

İnsan haklarından umarım bahsetmiyeçeklerdır. Bizler bu çirkin olayi böylece kendimiz çözeceğiz. Neden.? çünkü Avrupa insan hakları mahkemeside bu çirkin olayin süç ortağıdır. Bu girişin kalanını oku »

Haz
12

Anadoluyu Vermiyoruz

“Büyük Anadolu Yürüyüşü

Son on yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi, delik deşik ediliyor. Yaşamımız, nükleer ve termik santrallerle tehlike altında. Feryadımızı duyan yok. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlar, yok olmaya başladı. Ormanlarımız, parça parça kesiliyor. Bu girişin kalanını oku »

Mar
10

8 MART DÜNYA EMEKCi KADINLAR GÜNÜ

Bütün dünya kadinlarinin 8 Mart dünya emekci kadinlar gününü kutlar saygilarimizi sunariz.

Bütün kadinlarimizi Berlin Alevi Toplumu Merkezimizde yapilmakta olan Kadinlar günü etkinligine davet ediyoruz.

11 Mart 2011 – Saat : 18:00

Yer : Berlin Alevi Toplumu Merkezi / Kreuzberg-Berlin Bu girişin kalanını oku »

Kas
24

Büyük Alevi Bulusmasi

Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı Alevi örgütlerini Büyük Alevi Kurultayı‘nda buluşturmaya hazırlanıyor. Ankara’da gerçekleştirilecek  kurultayda, Alevilerin kendi gündemlerini oluşturması, bu gündemi ülkenin diğer temel sorunlarıyla ilişkilendirilerek tartışılması hedefleniyor. Hacı Bektaşı Veli Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, tüm Alevileri ve Alevi örgütlerini 15-16 Ocak 2011 tarihlerinde Ankara’da düzenlemeye hazırlandıkları Büyük Alevi Kurultayı’na çağırdı. Kurultaya ilişkin yazılı bir açıklama ile bilgi veren Geçmez Alevilerin,Alevileri konuşacağını ifade etti. Geçmez açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Devletin tarih boyunca hep bir ‘Alevi sorunu’ olmuştur. Dün Alevileri ve Aleviliği din ve mezhep kavramlarının dar sınırları içine sığdırma çabasına karşılık gelmiş olan bu sorun bugün belirl ibir din ve mezhep anlayışının kendisini devlet olarak örgütleme çabasında ifadesini bulmaktadır. Alevilere yönelik katliam ve asimilasyon, bu çabanın başlıca araçları olmuştur. Bugün gelinen noktada devlet, yeni bir asimilasyon stratejisinin temellerini atmış bulunmaktadır. Bu yeni strateji Alevilikle hem yaşam pratikleri hem de akademik yeterlilikleri bakımından uzak ara ilgisiz kesimlerin Aleviliğe ve Alevilere ilişkin olarak ortaya koydukları, devletçe kabul edilebilir tanımlara dayanan sözde çözüm önerilerinin ‘açılım paketi’ adı altında Alevilara dayatılmasına dayanmaktadır. Oysa Alevilerin kendilerinin, inançlarıyla ilgili bir sorunları olmadığı gibi, inanç ve ritüellerini, hakim kılınmaya çalışılan belirli bir din ve mezhep anlayışının dar sınırları içinde düşünen siyasi ve dinsel otoritelere tescil ettirmeye de ihtiyaçları yoktur. Alevilerin temel sorunu, siyasal ve toplumsal yaşamın, Aleviliği diğer inanç gruplarıyla eşit olanaklara sahip olarak yaşamalarına imkan bırakmayacak biçimde örgütlenmiş olmasıdır.
Tüm bunlardan hareketle Alevilerin bir araya gelip kendi gündemlerini yaratmaya başlamalarının ve bu gündemi ülkenin diğer temel sorunlarıyla ilişkilendirerek tartışmalarının zamanının geldiğini düşünen Hacı Bektaşı Veli Kültür Vakfı olarak bizler; tüm Alevileri, Alevi örgütlerini, Alevilerin sorunlarının çağdaş yurttaşlık kavrayışı temelinde ve ülkenin diğer sorunlarıyla ilişkili olarak ele alınması gerektiğini düşünen tüm kesimleri 15-16 Ocak 2011 tarihinde Ankara’da yapılacak Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşmaya çağırıyoruz.”

(ANKA)

Kas
19

Aleviler özünü ARIYOR

Kurban Bayrami Adina son günlerde karsilastigimiz güzel yazilardan biride asagida bilginize sunulmustur. Son günlerde Aleviler nedense kendilerine yakisan özüne yakisan, celiskilerden uzak terimlere dogru ve islamdan ayrilma, icinde olmadiklarini söylemeye basliyorlar. Bu tabiki güzel bir gelisme sonuclarini merakla bekliyoruz…

Güzel bir yazi lütfen sakin bir sekilde okuyunuz.

Bilindiği gibi eski çağlarda insanlar tabiat olaylarını, Tanrı(lar)ın kızgınlığına bağlar Bu girişin kalanını oku »

Kas
18

9. Berlinli Vartolular Kültür Gecesi

Hepinizi bu anlamli Kültür gecemize ve dayanismamiza davet ediyoruz

Berlinli Vartolular Dayanisma Dernegi

Eski yazılar %laquo;